1989 zorunlu göç öncesinde Bulgar zulmünü bire bir yaşamış ve bu olaylarda babasını kaybetmiş olan Sevinç Deniz, o günleri, duygularını şiirle dile getiriyor.

Mestanlı'da Zulüm

Dağların taşların destanıdır bu Mestanlı şehri
Kulların konuşmak isteyipte konuşamadığı
Mestanlı Mestan Dayı’nın savaştığı şehir
Dağların taşların dili olsada konuşsa

Konuşsun ki Jivkov’un soyu dinlesin
İvan’ın soyu soyu kurusun
Atılan kurşunlar, yapılan zülümler
Dağlara taşlara sorun anlatsınlar

Kulu yalan deyip geçtiler
Kardeşi kardeşe vurdurdular
Anayı oğula, bacıya eş kestiler
Ah ah Jivkov’un suyu soyu kurusun

İvan duy sesimi ben yaşıyorum
Mustafa’dan Milan olur mu hiç
Benim benliğimi, gençliğimi aldın benden
Ana, baba, kardeş bildirmedin bize

Doysun mavi gözlerin artık
Doysun ki toprak dolacak yoksa
Hiç tattın mı topragın tadını
Topraktan geldin unutma

Atalarımın yürüdüğü Mestanlı
Beşyüz senelik Osmanlı
Soyumuzu yok edemezsin İvan
Bana şehit kızı ünvanını kazandırdın

Bende sana kılıç madalyası takacam
Duy duy sesimi benim işte
Mestanlı’dan Mustafa’nın kızı
Hediyeni sana iade edecek

Mustafa’nın soyu tükenmeyecek
Her biri bin olacak Osmanlı türeyecek
Şehitlerim rahat uyuyacak
Mestan Dayı rahat edecek

Destanlar yazılacak dağlar taşlar konuşacak
Çar dinleyecek sarsacak titreyecek
Yollar arşınlanacak kullar konuşacak
Kardeşi, anayı, bacıyı kıyanlar hesabını verecek

Ah güzel şehrim Mestanlı’m
Özleminle yansamda, ciğerim kan kussada
Uzaklardan selamın da yeter bana
Rüzgarın sesiyle selam yola bana…
Türkiyede yaşayan kardeşlerine.

Mestanlı’m atalarımın şehri elveda…